İnsanlar… Milyonlarca yıl önce, bir yaratıcının elinden çıkmış hârikulade bir “yaratık”.
Arkadaş
Selamun Aleyküm tekrardan,
“Sanırım” kalp kırıyorum istemeden ve sonra da hiçbirş şey olmamış gibi devam etmeye çalışıyorum. Sevmiyorum bu huyumu, ama kindar da değilim.
Ben kimseyi üzmek istemezem benden başka.
Üzülecek olan yegane biri varsa, o da benden başkası değildir.
İhrâmcızâde İsmail Hakkı Toprak K.s.
1880 tarihinde Sivas’ta dünyaya gelmiştir. Ecdâdı, Kabe’nin örtüsünün değişimi ve bakımı ile uğraştığından dolayı İhramcılar diye anılır. Bu nedenle İsmail Toprak’a, İhramcızâde de deniliyor..

Şâh-ı Nakşıbend K.s.
Hidayetin şâhı ve önderi, velâyet makamının vasıflarının tamamını kendisinde toplayan, tarikat ve hakikat âleminin kutbu Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaûddin Hazretleri, miladî 1318, hicrî 718 yılında Buhara’nın Kasr-ı Arifân köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Seyyid Buhari Hazretleridir.
Hz. Ebû Bekir Sıddık R.a.
“Güneş, peygamberler hariç, Ebû Bekir’den daha faziletli bir insan üzerine doğup batmamıştır.”
Altın Silsile (Silsile-i Âliyye)
Tarikat anlamında silsile, meşâyihlerimizin Hz. Peygamber Efendimiz S.A.V’e kadar uzanan manevî nesebidir.
Bu bölümde, Resûl-Ekrem S.a.v. Efendimiz’den günümüz meşâhiylerine kadar olan “Altın silsile”yi imkânlarımız nispetinde tanıtmaya çalışacağız.
Tarikât-ı Âliyyû’l-Nakşibendiyye
Tarikâtlar için, tasavvuf yolunu icrâ eden müesseselerdir, diye bir tanım yapsak fenâ olmaz. Tasavvuf, apayrıdır; içinde Ledûn İlmini barındırandır.
Günümüzde çoğu tarikâtlar, “Altın Silsile” denilen silsile yoluyla Resûl-u Zişân Efendimiz S.a.v. Hazretlerine ulaşmaktadır.
Nakşibendîlik tarikatında, Peygamber Efendimiz Hazretlerinden sonra, pîr, Ebû Bekir Sıddık Radıyallahû A.’dır. Peygamber Efendimiz Sav, almış olduğu tüm bilgileri Pîr Efendimiz R.a. hazretlerine aktarmıştır ve Tarikat-ı Âliyye “silsile” yolu ile bu güne ulaşmıştır.
Silsile; babadan oğula geçen hanedân, saltanat şeklinde maddî bir soy/nesep değildir. Emanetini, “vaktinde” belirlenmiş kişiye vererek bu güne kadar bu mutlu yol temsil edilmiştir.
Silsilelerde, bir zâtın, pîrin vefatından hemen sonra hiç kimsenin onun yerine geçip mûrşidlik yapmadığı da olmuştur. Aradan uzun yıllar (üçyüz yıl gibi) geçtikten sonra “Üveysîlik” denilen yolla manevî terbiye alınmış ve bu “yol” devam ettirilmiştir.
Üveysîlik, feyz ve ilmin alındığı kişinin vefatından sonra, onun rûhaniyetinden, zâhiren görmediği hâlde, bâtınen yararlanılmasıdır. Tâbiin’in büyüklerinden Veysel Kâranî Hazretlerinin, Peygamber Efendimiz Sav hazretlerini -baş gözüyle- hiç görmediği hâlde ondan feyz almasından dolayı buna “Üveysîlik” denilmiştir.
İcâzetli her mûrşid, kendisinden sonra hâlifeler tâyin etmiştir ve bu “yol”un, yerelden genele doğru yayılmasına çalışmıştır. Tâyin ettiği hâlifeler, bölgenin her köşesine gitmeye çalışmıştır, gittikleri yerde halka vâz-u nasihâtlar vererek onlara İslâm’ı anlatmıştır.
Örnek vermek gerekirse,
Sivaslı İhrâmcızâde İsmail Hakkı Toprak (k.s.) Hazretleri, kendisinden sonra 98 (doksansekiz) tane halife tâyin etmiştir. Naksibend.com adlı siteye göre, O’ndan sonra Mustafa Eren Hazretleri mûrşidlik makamına -kendi bölgesinde- geçmiştir ve bu yol devam ettirilmiştir. Eren Efendi Hazretlerinden sonra 2 tane şeyh çıkmıştır ve Hacıbey Efendimiz hazretleri mûrşidlik makamına, insanları irşâd makamına devam etmektedir.
İhrâmcızâde Efendi Hazretlerinden sonra, hâlifelerinden başka birisi, başka bölgede görevine devam etmiştir ve “onlara göre silsile”nin son durumu farklı, Naksibend.com’a göre farklı olmuştur. Bu, her devirde böyle devam etmiştir.
emayesqûel
Bu akşam mysql ile uğraşırken gene göçertmeyi başardım tabi. Uğraşma nedenim kuracağım Wikyblog yazılımının minimum “Mysql 4x” istemesi. Bizde de var Mysql 3x. Ne yapmalı, hemen mysql upgrade edilmeli..
Şöyle bir arandım google’da. Mysql 5 buldum. Nerden bileyim sorunlu bir alet olacağını bunun. Üstelik gel bir de betasını kur! E, tüm bunlardan sonra bozulması doğaldır, değil mi
Sonra, bozduk ettik, çalıştırdık mysql i. Ama yedekler yoook.
bulânık deryâlar
Bulanık deryalar gibi içim,
Hem bulanık hem dalgalı.
İçim coşku dolu;
Lâkin, ne coşkusu belli değil.
Hayat mı basit, ben mi,
Yoksa düşünceler mi?
O kadar zalimmiş ki,
Hepsi birbirinden beter.
Sanardık ki küçükken,
Her şey kolay, basit..
Öyle değilmiş, öğrendim
Lâkin, çok pahalıya…
Hâlâ içim bir acaip,
Deli dolu bir düşünceye sahip.
Bir şeye karar verirken öbürü gelip;
Darmadağan eder aklımı,
Yerinde olmayan aklımı.
Ne yapmalı ne yapmamalı dememeliymişiz,
Bu dünyaya hiç gelmemeliymişiz,
Bu hayatı hiç çekmemeliymişiz.
İnan ey dost; yaşam daha zor ölümden!
gneral – muhsin işsever
2005 sonlarına doğru yazmış olduğum bir şiirimsi.